Batman Universitesi Yasam Bilimleri Dergisi
www.yasambilimleridergisi.com
Cilt 1, Sayı 2  Ocak-Haziran 2012  (ISSN: 2147-4877, E-ISSN: 2459-0614)
Namık Ak, Abdulkadir Ayanoğlu

NO Makale Adı
1356118544 Şırnak İli Ve Civarının Yaşanabilir Cazibe Merkezi Ve Sürdürülebilir Olmasında Alt ernatif Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kull anımıyla Yeşilkent/Ekokent Oluşumunda Çevre -Temiz Enerji Kültürü Üzerine Bir Yaklaşım

İnsanlık, var olduğundan bu yana doğal çevresiyle beraber olmuş, hayatını sürdürebilmesi
için de olmazsa olmazlarından hava, su, gıda, enerjiye olan ihtiyacını iç içe bulunduğu,
yaşadığı çevredeki yer altı ve yer üstü kaynaklarından temin etmiştir. Nüfusun artışı, ilkel,
sade, doğal yaşam sonrası sanayi ve teknolojik gelişme, baş döndürücü endüstrileşme, iletişim,
ulaşım, bilişim v.s. nin ilerlemesiyle birlikte odun, kömür, doğal gaz, lpg, v.b. türevleri de
dahil petrolün insan hayatında, eski teknolojilerin aracılığıyla ısı, aydınlatma, enerji eldesinde
olabildiğince kullanımı, beraberinde COx (CO, CO2), SOx (SO2, SO3), NOx (N2O, NO2), CH4,
H2S, H2O buharı, CCl4, PM, HC, C ayakizi v.b. hava kirleticileri, sera gazları gibi emisyonların
canlıların soludukları temiz oksijenin bulunduğu atmosfere salınımıyla 1990’lardan bu tarafa
hissedilir ve de “küresel ısınma, iklim değişikliği” sonuçlarıyla ciddi çevre ve sağlık sorunlarını
beraberinde getirmiştir. Son 150 ya da 600 yılda dünya ortalama sıcaklığının 0.5 oC artması,
yaşadığımız yaşlı gezegen dünyada meydana gelen iklim değişikliği, ekosistemi insanın kendi
eliyle (antropojenik) bozması; sel, tsunami, heyelan, erozyon, hortum, kasırga v.b. felaketleri,
ismi ilk defa anılan hastalıklarla kendini mücadele eder buldu. Bu alemde toprak, bitkiler,
hayvanlar ve insanlar yaşadığı gerçeğinden hareketle, kendinin dışındaki varlıkların hakimi,
başka deyimle kullanım ve tasarruf hakkını kendinde bulan insanoğlu, doğal çevre dengesinin
bozulmasına saik olduğu gibi, aslı olmasa da, hiç olmazsa bozulmayı durdurup normalleşmesinin
inşa ve ihyasında da tek çözümleyici konumunu ve sorumluğunu taşımaktadır. Bu
açıdan, çevrenin hava, su, toprak, gürültü, görüntü kirlenmesine neden olan unsurların yerine
alternatif çevre dostu, temiz enerji kaynakları, doğal yapı elemanları, gıda, içecek ikame edildiğinde,
sözgelimi güneş, rüzgar, su (gel-git, hidrojen, akıntı, dalga), jeotermal, biyokütle (biyogaz
ve biyoyakıt) gibi yenilenebilen enerji kaynaklarından ihtiyaçlarını karşılaması, atıksuyun
en azından sulama ve yıkamada kullanılacak düzeyde arıtılarak alıcı ortama deşarj edilmesi,
entegre (bütünleşik) atık yönetimini “geri kazanım” açısından değerlendirip adeta “sıfır atık”
üretmeyi hedeflemesi, temiz çevre, yaşanabilir ortamı temiz enerji ve çevre dostu materyallerle
karşılamayı amaçlayan çevre-enerji kültürünün bireylere, dolayısıyla topluma verilmesi, yani
eğitimle kişileri bilinçlendirmeye oldukça iyi bir ivme kazandıracağı, uygulamadan göz ardı
edilemez olumlu, verimli sonuç alınacağı kanaatindeyiz. Öyleyse, gelecek neslin emaneti olan
yaşadığımız sokak, mahalle, köy, belde, ilçe, şehir, ülke, kısacası çevreyi aslına uygun ya da
en yakın tabiliğini korumak, gelecek kuşağa doğal, temiz, varlıklarıyla zengin, yaşanabilir bir
çevreyi sunmak zorunluluğundayız. Bu kainatta bulunan her insan, bu şuurda hemcinsleriyle
ortak işbirliği yapmalı, sağlıklı, huzurlu, kuvvetli, barışçı ve mantıklı bir çevrede bir ve beraber
yaşamı kendine görev bilmeli etrafına hep bir görev telakki etmeli. Kendinden, yakın ve uzak
çevresine, yakınlarına doğru çevre-enerji bilinç kültürü geliştirmeli.